Beyaz Melek

Ne zamandır bloga yazı yazamıyordum. Malum bu sene biraz yoğunum. Bu hafta vizelerim vardı. Perşembe günü son vizeden sonra Mahsun Kırmızıgül’ün yazıp yönettiği Beyaz Melek filmini izlemeye gittik. Sinemaya en son geçen okul sezonunda gitmiştim diye hatırlıyorum. Yani uzun zaman oldu gitmeyeli. Gnctrkcll’in sinema kampanyasının olduğu zamanlarda bol bol gidiyorduk. Şimdi sinemaya gitmek bayağı zorlaşmış : ) Forum Bornova’daki AFM sinemalarına gittik. Merak edenlere öğrenci 9 YTL : ) Filmden biraz bahsedeyim. Gitmeyenleri düşünerek tüm filmi anlatmayacağım merak etmeyin. Filme gitmeden önce Babam ve Oğlum’dan sonra en çok ağlatan film söylentilerini duymuştum. Çok ağladığımı söyleyemem ama film genel olarak duygusaldı. Gözlerim dolu dolu izledim. Unuttuğum değerleri hatırlatıyor. Filmin sonunda huzurevleri ile ilgili yazılan yazı vardı. Şöyle yazıyordu :

Türkiye’deki huzurevlerinin yüzde 80’i büyük şehirlerde bulunuyor. Anadolu’da açılan huzurevlerinin yüzde 5’i ise talep olmadığı için kapatılmış.

Bunun direk anadoludaki insanların vefa duygularına bağlayabilir miyiz bilemiyorum. Çünkü anadoludaki insanların maddi durumlarını da hesaba katmak gerekir diye düşünüyorum. Sonuçta huzurevleri ücretsiz hizmet sunan yerler değil. Bunları batıyı suçsuz göstermek için söylemiyorum. Vefa üzerine de bir tespit yapılabilir bu kelimelerden fakat ne kadar doğru olduğundan emin değilim.

Filmdeki bazı sahneler içimi fena halde cızlattı. Beyaz Melek filmini izleyenler hangi sahneler olduğunu anlayacaklardır. İzlemeyenler ise izledikleri anda anlayacaktır. O sahnelerde çok kötü bir psikolojik hale büründüğümü belirtmekte fayda var. Mahsun Kırmızıgül’e böyle bir konuyu ele aldığı için teşekkür etmekte fayda var.

Filmin oyuncu kadrosu için fazla şey söylemeye gerek yok diye düşünüyorum. Özellikle deneyimli oyuncular (Erol Günaydın, Yıldız Kenter, Nejat Uygur, Arif Erkin, Cezmi Baskın) rollerinin hakkını fazlasıyla vermişler. Erol Günaydın ve Beyaz Melek filminin bazı oyuncuları geçen hafta Hacıyatmaz programına konuklardı. Orada Erol Günaydın’ı dinlerken kendisine hayran kaldığımı belirtmeliyim. Bir insan bu kadar mı güzel konuşur! Hiç teklemeden anlatacağını anlatıyor. Youtube’dan aratıp dinlemenizi öneririm.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Bloga uzun zaman sonra yazı yazmak benim için zevkli oldu. İşte bu yüzden yazıyı uzatmaya devam ediyorum : )

Bir cevap yazın